+905066043761 info@sumtek.org.tr
+905066043761 info@sumtek.org.tr

Sucul Biyolojik Çeşitlilik ve Su Ürünleri Mühendisleri

Türkiye’nin Sucul Biyolojik Çeşitliliği ve Su Ürünleri Mühendisleri ile Diğer Sektör Çalışanlarının Rolü

Türkiye, sahip olduğu geniş ve farklılaşmış su kaynakları sayesinde hem sucul biyoçeşitlilik hem de balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği bakımından dünyada öne çıkan ülkeler arasındadır. Ülkemiz genelinde yer alan denizler, doğal göller, baraj gölleri, göletler ve akarsular; ekolojik olarak zengin habitatlar oluşturmakta ve su ürünleri üretiminden rekreasyonel faaliyetlere, hatta turizme kadar uzanan geniş bir yelpazede hizmet vermektedir.

Türkiye’nin Sucul Ekosistemleri ve Coğrafi Zenginliği

Türkiye’nin dört farklı denizi, binlerce göl ve gölet sistemi, 177 bin kilometreden fazla akarsu ağı ve yaklaşık 2 milyon hektara ulaşan toplam su yüzeyi; bu coğrafyayı Avrupa ve Orta Doğu’nun en önemli tatlı su ve deniz ekosistemi merkezlerinden biri hâline getirir.

Denizlerle çevrili olan ülkemizin kıta sahanlığı içinde kalan alanların yüzölçümü 24,6 milyon hektardan fazladır. Bu alan neredeyse ülkemizin tarım alanları ile aynı büyüklüktedir. “Mavi Vatan” olarak adlandırdığımız sahaların tamamı değerlendirildiğinde ise bu büyüklük yaklaşık 470.000 km²’ye ulaşmaktadır. Bu geniş alan hem yüksek tür çeşitliliğini hem de önemli balıkçılık ve yetiştiricilik potansiyelini barındırır.

Akdeniz’de lessepsiyen türler nedeniyle artan tropikleşme, Ege Denizi’nin yüksek tür çeşitliliği, Marmara Denizi’nin ekolojik geçiş alanı niteliği ve Karadeniz’in düşük tuzluluk yapısı; ülkemizin denizel habitatlarını bilimsel açıdan benzersiz kılmaktadır.

Tatlı Su Alanları ve Endemik Türler

Türkiye’nin farklı coğrafyalarına yayılmış olan 200 doğal göl, 1.074 baraj gölü, 731 gölet ve toplam uzunluğu 177.714 kilometreyi bulan akarsular ile bu alanların oluşturduğu zengin ekosistemler, endemik türlerin yaşadığı eşsiz tatlı su habitatlarıdır.

Türkiye’nin Balık Türü Çeşitliliği

Bu zengin su varlığı sayesinde Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünce yürütülen çalışmalarla en güncel balık envanteri ortaya konulmaya devam edilmektedir. Mevcut verilere göre ülkemizde denizlerde 530, içsularda 380 olmak üzere yaklaşık 910 balık türü bulunmaktadır. Bunların yaklaşık 100 kadarı ticari avcılığa, 25 civarındaki tür ise yetiştiriciliğe konu olarak ekonomik değer üretmektedir. Bu durum, Türkiye’nin hem biyolojik çeşitlilik hem de balıkçılık sektörü açısından olağanüstü bir kapasiteye sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Ayrıca denizlerimizde ve içsularımızda toplam sayıları 10.000’e yaklaşan fito–zooplankton türleri, su bitkileri ve diğer sucul organizmalar; biyoçeşitliliğin önemli bileşenleri olarak yalnızca iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına, gıda çeşitliliğine ve arz güvenliğine katkı sağlamakla kalmamakta; su arıtımı, kozmetik, gübre, yalıtım malzemesi, ilaç, biyoyakıt, boya ve daha birçok alanda hammadde kaynağı olma potansiyeli de taşımaktadır.

Su Kaynaklarının Korunmasının Stratejik Önemi

Türkiye’nin geniş ve çeşitli su kaynakları yalnızca bugünün ekonomik değerlerini değil, aynı zamanda gelecek nesillere aktarılması gereken biyolojik bir mirası ifade eder. Bu nedenle su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi stratejik bir öneme sahiptir.

Bu yönetim, ülkemizin sorumluluğunda ve mevzuatlarla belirlenmiş hükümler doğrultusunda sürdürülmekle birlikte; sucul biyoçeşitliliğin sınır tanımaması, türlerin üreme ve büyüme göçleri yapması sebebiyle Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ve üyelikler çerçevesinde imza altına alınan kuralların hayata geçirilmesiyle uluslararası yükümlülükler de eş zamanlı olarak yerine getirilmektedir.

Meslek Gruplarının Görev ve Sorumlulukları

Sucul kaynakların korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi; bu alana hizmet veren su ürünleri mühendisleri, su ürünleri tekniker ve teknisyenleri, balıkçılık teknolojisi mühendisleri, ziraat mühendisleri, veteriner hekimler ve biyologlar başta olmak üzere tüm teknik personelin öncelikli görevidir. Bu meslek gruplarının temel sorumluluğu mevcut stokları yıkıcı etkilerden korumaktır.

Bu kapsamda yürütülen denetim faaliyetleri ve yasadışı avcılıkla mücadele, sucul biyoçeşitliliğin adeta sigortası niteliğindedir.

Bu sigortanın tam olarak işler durumda tutulabilmesi için tüm sektör çalışanlarının, STK’ların ve paydaşların;

  • Sürdürülebilir kullanım,
  • Yasadışı avcılıkla mücadele,
  • İstilacı türlerin yönetimi,
  • Kaynak geliştirme,
  • Su ürünleri yetiştiriciliğinin sürdürülebilir geliştirilmesi,
  • Su ürünlerinin ve yaşadıkları alanların korunması ve rehabilitasyonu,
  • İklim değişikliğine uyum ve etkilerin azaltılması,
  • Su ürünleri tüketiminin arttırılması,
  • Araştırma ve geliştirme faaliyetleri

gibi konularda etkin şekilde görev ve iş birliği yapmaları gerekmektedir.

Mesleki Gelişim ve Yetkinliklerin Önemi

Su ürünleri mühendisleri ve sektörün diğer meslek gruplarının; eğitim süreçlerinde ve mesleki yaşamlarında sürekli gelişimi, güncel bilimsel teknikleri takip etmeyi, yazılım ve donanım kullanım becerilerini geliştirmeyi ve uluslararası çalışma ortamlarında yer alabilmek için yabancı dil yetkinliği kazanmayı hedeflemeleri büyük önem taşır.

Bu niteliklere sahip olan meslektaşlarımız, yalnızca istihdamda avantaj kazanmakla kalmayacak; aynı zamanda sucul biyoçeşitliliğin korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir kullanımı konusunda ülkemizin geleceğine yön veren aktörler olacaktır.

Sonuç: Suyun Altını Yöneten Meslek

Sonuç olarak su ürünleri mühendisleri; sucul biyoçeşitliliği araştıran, koruyan, geliştiren; yasadışı avcılığı engelleyen denetçi; kuluçkahanede yavru üreten; havuzlarda ve kafeslerde balığı büyüten yetiştirici; Bakanlıkta bugünü ve geleceği planlayan stratejisttir. Diğer birçok meslekten farklı olarak onlar, herkesin gördüğü “suyun yüzeyini” değil; çoğu bilinmeyeni, karmaşık çevresel ilişkileri ve biyolojik süreçleri barındıran “suyun altını yöneten” bir meslek grubudur.

Yaptıklarıyla her gün suyun altındaki canlıları suyun üstüne ve oradan da sofralara taşıyan; sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlayan çok önemli bir mesleğin temsilcileridir. Türkiye’nin sucul biyoçeşitliliğinin korunması ve bu zenginliğin sürdürülebilir şekilde ekonomiye kazandırılması, bu meslek grubunun teknik bilgisi, donanımı ve vizyoner stratejilerinin kararlılıkla uygulanmasına bağlıdır.

Comments are closed.